sevgiliye-mektup-uzun

Sevgiliye Mektup Uzun

Seni ilk gördüğüm günü bilir misin?O zamanlar aklıma gelir miydi seni bu kadar çok seveceğim.Arkadaşlarınla oturmuş gülüyordun.Gülüşünü gördüm ve bir anda senkolik oldum.O zamandan beri hep seni arıyordu gözlerim.Sana bakmamaya çalışırdım.Hani derler ya insan sevdiğine bakmaya kıyamazmış,yalan.Asıl insan sevdiğine bakarmış.Ben bunu seni sevdikten sonra anladım.Sana bakamıyordum.Çünkü başkalarına baktığını hissediyordum ve bunu görmek acı veriyordu bana.Halbuki seninde gözün bendeymiş.Sende bana bakıyormuşsun gözlerim senden uzak durduğu zaman.Arkadaşlarım hep öyle derdi:”Git Konuş.” ben istemezdim.Daha sonra öğrendin duygularımı tanışmak istedin benimle.

Sana ilk mesaj attığım gün.Ellerim buz gibiydi.Attığım mesaj masum bir merhabaydı.İlkte tanıyamadın.Tandıktan sonra sanki mutlu olmuştun ve konuşmamızı ilerletmiştik.Öyle güvenimi kazanmıştın ki.Herkesten farklıydın.Etrafımızda dolu olan o sapık erkek sürülerinden kesinlikle farklıydın.Beni sevmediğini bilrdim.Ama sorun değildi.Benimle konuşuyor olman bile yeterliydi benim için.Ben seni ait olduğun çevre için değil,beni sev diye de değil.Sen olduğun için sevmiştim.

Yine her zamanki saatimizde konuşuyorduk.Pot kırmıştım.Sende çok seçiciydin bilirdim.Sana ters olan bir şeydi söyledim.Aramızda bir şey olmayacaktı bunu söyledin fakat yinede benimle konuşmak istediğini söylemiştin.İnanır mısın hiç üzülmemiştim.Çünkü bu beklediğim bir şeydi.Benimle konuşuyor olman bile yeterliydi.

Uyku nedir bilmezdim.Seninle gece yarılarına kadar mesajlaşırdım.Yatağıma girer kimse duymasın diye battaniyenin altına iyice kıvrılırdım.Sohbetimiz iki sevgilinin sohbetiydi sanki.Hava soğuktu.Beni yanında diliyordun.Saçlarımı okşayabilmek boynumu koklamak istiyordun.Konuştuğumuz onca şeyi yazsaydım,bir kitap olurdu.Bu yüzden böyle kısa geçtim.

Buluşmaya başlamıştık.Beni ilk öptüğün günü hatırlar mısın?Ben daha dün gibi hatırlıyorum.Tutkuyla öpüşüyorduk.İlktin.İlk öptüğüm.Hep derlerdi,kokusunu içinde hissedecektin.Derdim bende koku içeride nasıl hissedilir?Cidden öyle oluyormuş.O güzel kokun içime ve sarı kazağıma işlemişti.Sevgilim değildin.Beni öpüyor,sarılıyor ve konuşuyordun adeta sevgilim gibi.Soruyorum neden?Cevap yok.

Benimle yakınlaşmak istediğini söylemiştin.Bende reddetmiştim.Ne olduysa o günden sonra oldu.Soğuktun bana karşı artık.Her şeyi çözmüştüm işte o zaman.Amacın farklydı.Bana söylediğin onca güzel söz mesajlaştığımız onca gece ve beni öptüğün o günler hepsi koca bir yalandı.Salağa yatmıştım.Beni kullanmana izin veriyordum.Çünkü seviyordum seni.Eğer sana yalandan da olsa sahip olabiliyorsam,buna rağzıydım.Sanki biraz egoist bir düşünce idi.Ama değildi be sevgili.Seviyordum seni deli gibi.Ne yapabilirdim susmaktan başka.

Daha sonra bana bir iftira attılar.Sende inandın.Bana bağırdın çağırdın ve gittin.Açıklama yapmak istemiştim sana ama sen dinlemeden beni engellemiştin.Canın yanarak ağlamak neymiş o gün öğrenmiştim.Hani bir deliyi beyaz duvarları yumuşak bir odaya kilitlerler deli ise beni buradan çıkarın diye çığık atar ağlardı.Bende aynen odamın içinde öyleydim.Farkımız ise; odamın duvarları beyazdı orası aynı ama duvarlar sertti.Kendimi o sert duvara yaslamış aklını yitirmiş biri gibi ağlıyordum.O an aklıma senin göğüsün gelmişti.Senin göğüsünde öyle sertti.Tabii ben yattığımda o göğüsüne en yumuşak yastık gibi gelirdi.Ben beni buradan çıkarın diye haykırmıyordum.Benim kalbim,ağızım dilim yerine haykırıyordu.Sanki kalbim binlerce kes bıçaklanmış gibiydi.O deli,o beyaz odadan çıksa dış dünyanın o güzelliklerini koklamak isterdi.Ben odamdan çıksam ne yazardı?Benim koklamak istediğim senin tenindi.

Ama sonra ne öğrendim biliyor musun?Bana yol vermeye bahane arıyormuşsun.Yani iftira falan doğru.Ama sen zorla inanmak istemişsin.Amacının farklı olduğunu o zaman bir kez daha anlamıştım işte.Her ne kadarda inkar etsen beni kandırdın,kendini kandırabilicek misin peki?Hani sen yalandan nefret ederdin.Bana söylediğin o koca yalana ne oldu?Başkası sana yalan söyler kıza darılırsın.Ama sen bana söyleyebileceğin en büyük yalanları söylemişsin.Senin farklı olduğunu düşünürdüm.Meğersem sen hepsinden betermişsin.

Niye?Ne yaptım ben sana?Ben bana yaptıklarının hangisini hak ettim söyler misin?Seni sevmek sana yapılmış bir kötülük müydü?Senin hiç mi vicdanın yoktu?Ben ne yaparım hiç mi düşünmedin?Bu kız beni seviyor bana değer veriyor ben buna zarar veremem ki hiç mi demedin?Niye,niye,niye ! Sana haykırıyorum evet!Şu an ne yapıyorum biliyor musun?Sarı kazağımı ile birlikte uyuyorum.Bana seni hatırlatıyordu.Geceleri üşürdüm.Kazağımdaki kokun içime girer ısıtırdı beni.Ama acım….hiçbir şekilde dinmiyordu.

Giderken bir elveda bile demedin.Boşver deme zaten.Gidişine laik oldu belkide.Ama hayatımı mahfettin süper roldü helal olsun !

askere-giden-sevgiliye-mektup

Askere Giden Sevgiliye Mektup

Asker Mektupları, Asker Mektubu: -Hasan Etem’in Validesine Son Mektubu – VaIideciğim, Dört asker doğurmakIa müftehir şanIı Türk annesi, Nasihat-amiz mektubunu Divrin Ovası (Niğde) gibi,güzeI,yeşiIIik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki armut ağacının sayesinde otururken aIdım.Tabiatın yeşiIIikIeri içinde mest oImuş ruhumu bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersIer aIdım.Tekrar okudum.SöyIe güzeI ve mukaddes bir vazifenin içinde buIunduğumdan sevindim.GözIerimi açtım, uzakIara doğru baktım.YeşiI yeşiI ekinIerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğiImesi,bana,annemden geIen mektubu seIamIıyor gibi geIdi.Hepsi benden tarafa doğru eğiIip kaIkıyordu ve beni , annenden mektup geIdi diyerek tebrik ediyorIardı.GözIerimi biraz sağa çevirdim güzeI bir yamacın etekIerindeki muhteşem cam ağaçIarı kendiIerine mahsus bir seda iIe beni tebsir ediyorIardı.NazarIarımı soIa çevirdim çağıI çağıI akan dere , bana vaIidemden geIen mektuptan doIayı güIüyor , oynuyor , köpürüyordu … Başımı kaIdırdım , göIgesinde istirahat ettiğim ağacın yaprakIarına baktım.Hepsi benim sevincime iştirak ettiğini , yaptıkIarı raksIarIa anIatmak istiyordu.Diğer bir daIına baktım , güzeI bir büIbüI , tatIı sedasıyIa beni tebsir ediyor ve hissiyatıma iştirak ettiğini ince gagaIarını açarak göstermek istiyordu. İşte bu geçen dakikaIar anında , hizmet eri : -Efendim , çayınız , buyurunuz , içiniz , dedi. -PekaIa dedim,aIdım baktım , sütIü çay… -Mustafa bu şutu nereden aIdın ? dedim. -Efendim , şu derenin kenarında yayıIa yayıIa giden sürü yok mu ? -Evet dedim.Evet ne kadar güzeI. -İşte onun çobanından 10 paraya aIdım. VaIideciğim , on paraya yüz dirhem süt , şu katıImamış.Koyundan şimdi şağıImış , aIdım ve içtim.Fakat yukarıdaki büIbüI bağırıyordu : “VaIiden kaderine kuşsun , ne yapaIım.O da erkek oIsaydı , bu çiçekIerden kokIayacak , bu sütten içecek , bu ekinIerin secdeIerini görecek ve derenin aheste akışını tetkik edecek ve çıkardığı sesIeri duyacak idi” Şevket merak etmesin o görür , beIki de daha güzeIIerini görür. Fakat , vaIideciğim , sen yine müteessir oIma.Ben seni , evet seni mutIaka buraIara getireceğim.Ve şu tabii manzarayı göstereceğim.Şevket , HiImi (kardeşIeri) de senin sayende görecekIer. O güzeI çayırın koyu yeşiI bir tarafında , çamaşır yıkayan askerIer saf saf diziImişIer.Gayet güzeI sesIi biri ezan okuyordu. Ey AIIah’im , bu ovada onun sesi ne kadar güzeIdi.BüIbüI biIe sustu, ekinIer biIe hareketten kesiIdi ,dere biIe sesini çıkarmıyordu.Ezan bitti.O dereden ben de bir abdest aIdım.Cemaat iIe namazı kıIdık..O güzeI yeşiI çayırIarın üzerine diz çöktüm.Bütün dünyanın dağdağa ve debdebeIerini unuttum.EIIerimi kaIdırdım , gözümü yukarı diktim , azımı açtım ve dedim : -Ey TürkIerin UIu AIIah’ı.Ey şu öten kuşun , şu gezen ve meIeyen köyünün , şu secde eden yeşiI ekin ve otIarın şu heybetIi dağIarın HaIıkı.Sen bütün bunIarı TürkIere verdin.Yine TürkIerde bırak.Çünkü böyIe güzeI yerIer , Sen’i takdış eden ve Sen’i uIu tanıyan TürkIere mahsustur. Ey benim Rabbim ! Şu kahraman askerIerin bütün diIekIeri ; ism-i CeIaIını İngiIizIere ve FransızIara tanıtmaktır.Sen bu şerefIi diIeği ihsan eyIe ve huzurunda titreyerek , böyIe güzeI ve sakin bir yerde sana dua eden www.neguzelsozler.com biz askerIerin sunguIerini keskin , düşmanIarını zaten kahrettin ya , bütün bütün mahfeyIe. ”Diyerek dua ettim ve kaIktım.Artık benim kadar mes’ut , benim kadar meşrur bir kimse tasavvur ediIemezdi. OğIun Hasan Etem Mektubu yazan , ihtiyat zabıt ( yedek subay ) namzedi Hasan Etem , İstanbuI Hukuk FaküItesi son sınıfına devam ederken aynı zamanda Beyazıt Numune Mektebi’nde http://www.neguzelsozler.com/guzel-sozler/asker-mektuplari.html öğretmendi.Düşmanın ÇanakkaIe’ye dayandığını işittiğinde gözünü kırpmadan binIerce akranı gibi cepheye koştu.GönüIIü yazıIdı. Bu onun son mektubuydu.Bu mektubu yazdıktan iki gün sonra Maydos (Eceabat)’da şehit oIdu…

sevgiliye-muhtesem-mektup

Sevgiliye Muhteşem Mektup

Sonbaharın ruhumuzu okşadığı Ne güzel bir günde karşılaşmıştık seninle ne tılsımlı bir gündü o daha ilk andan itibaren içime aktın içine aktım gülüm kaç gün geçti aradan sayıyormusun ve sensiz kaç gece kaç saat kaç dakika hepsini tek tek saydım yarin tam bir ay olacak dolu dolu 30 gün 720 saat 43.200 dakika ve 25.920.000 saniye her anında içimde kalbimde hissettim seni..

Gizli bir aşk evet gizli hemde hiç kimse bilmeden sessiz sedasız bir aşk bizim yaşadıklarımız illede bir gün sana kavuşacağım o büyülü günün özlemiyle . Derdini aşkını hep kalbime kalbime gömdüğüm, ve hep seni beklediğim yılmadan usanmadan yinede sevmeye devam ettiğimiz. Hep bir bakışını görmek icin saatlerce beklediğim gözlerim kalabalığın içinde bir tek seni arıyordu.sen nazlı ceylan gibi boynunu büküp ağlar aşkımızı dile getirmek isterdin. Her seferinde anlatmak yüreğimizdeki acıyı sevgiyi paylaşmak isterdik seni canımdan bile cok seviyorum demek isterdin belkide.. ve ikimizde hep bir umutla yine bekler yüreğimizde fırtınalar kopardı..Yanlızca birbirimizi görünce mutlu olurduk ,

….Ya sen gülüm gülünce dünyalar benim olur hüzünlü olduğunda sanki evren başıma yıkılıyor kimseyi sevmedim ki seni sevdiğim gibi hiç bir sevgi,aşk giremedi seninki gibi mıhlamadım adını beynime kalbime tüm zerreme açıp içimi baksalar belkide tüm atomlarımda senin ismin yazdığını görecekler öylesine işledin ki bedenime ben her gece seninle yatıyor sıcaklığını ateşini sevgini kazıyorum bedenime ve her sabah gözlerimi açtığımda kahverengi gözlerine kilitleniyor yine gözlerim ve seni
sarıyor kollarım sımsıkı…

Bu sana ilk mektubum olsun aşkımmm her gün yenisini icimdekileri dökeceğim senin için dünyamdakı tek kadınım aşkım sevgilim e dair kalbimde ne varsa..

SENİ ÇOK SEVİYORUMMM….

sevgiliye-mektup-2014

Sevgiliye Mektup 2014

Uyuyamadım düşünmekten. yazmaya karar verdim. Sen hisleri dışa vurmaktan kaçarken, ben sana yazıyorum. Ağlıyorum…

“Mutlu musun?” diye sordu kardeşim. Hemen ‘evet’ dedim. Sonra durdum…’evet’ dedim tekrar. Ama bu sefer kelime sessiz, yorgun, ve beklide hissiz olarak, yavaşça döküldü dudaklarımdan… Sonra konuşamadım..

Bir yanım mutlu ! O yaz ki ikindi vakti gibi bakabiliyorum hala sana. Aklıma sen geldikçe tebessüm edebiliyorum. Sonra.. Dudaklarım his kaybediyor, gözlerim kısılıyor
Ve acı çektiğimi hissediyorum. Bir yanım çok mutsuz…

Keşke o gün gel demeseydim, keşke o gün bana hiç vakit ayıramasaydın. Bana aynı gün 1 güzel, 1 nefret dolu mektubu yazdıracak kadar yıkmasaydın..

Dokunmasaydın bana! Sevişmeseydin! İstemeseydin hiç bir şey… Kız kulesinde özür dilemeseydin… Senden bir parça diye atkını istediğimde ‘soğuk, üşürüm ama’ demeseydin..
Keşke o gün hiç gelmeseydin
Keşke beni o gün o kadar aptal, basit bir kıza düşürmeseydin…
Ben aşık, arzuyla; sen hissiz, şehvetle öpmeseydin…

Çok mu aşığım sana? Evet. Ama kavuşamayınca aşk olur ya, ondan belki.
Çok mu aşığım sana? Sebep?

Ayrılınca bitmez ilişki. Vazgeçince biter. Bizim bir ilişkimiz bile olmadı ki..

Bir şeyler söyle bana, anlat işte bir şeyler. Neden güvenemiyorum sana? Neden güveneyim ki sana? Ben katıksız gelmişken sen gittin. Çünkü hiç gelmedin. Çünkü benim gibi hissetmedin. Çünkü bencildin, sen sevmedin…

Peki ya şimdi?
Boşluktan mı ben? Yalnızlıktan mı ben? Arzudan mı ben? Elde edememekten mi ben? Mantıklı bulduğundan mı ben?

Adını söyleyince büyüyen, parlayan gözlerimi kaybettiğimi fark ettim. Çok taze henüz. Ve çok kolay oldu tekrar hayatıma girmen bir özür bile dilemeden sadece ‘seviyorum’ demen. Defalarca beni sen kırmışken ezdiğim gururumun bedeli oldu resmen. Yine de bir umut, bulmuştum seni. Ben istemiştim. Ben zahmet çekmiş, kırgınlık gömüp fedakarlık yapıp gelmiştim. Sen ağzıma sıçıp gittin… Ama şimdi , neden bu kadar kolay ve duygusuz geldin? Ve çok rahat, hiç parçalamamış gibi devam ettin…

Benim kanser olan duygularımı nasıl tedavi edeceksin? Ben gurur ezdim, sen ne feda edeceksin? Neye katlanabileceksin? Ne kadar dayanabileceksin?

Ben senin olmak için ölürken sen benim değildin. Dönerken neye güvendin?

Bir kez daha en ufak bir kırgınlık vazgeçmeye sebeptir. Ben şu an savaşacak kadar güçlü değilim. Tekrar yapamam, ağır yaralı, komadayım.. Sen savaşacak kadar aşık mısın? Güçlü müsün yıktığın enkazı inşa edebilecek kadar?
Ve emin misin, sen aşık mısın gerçekten bu kadar?

Ben değilim.. Savaşamam, artık bir anlamı yok. Çünkü senin değilim. Senin kalamam ki, artık bir sebebi yok.. Sen tekrar ufakta olsa kırsan, bu sefer kin beslemem, inan teşekkür ederim. Çünkü vazgeçerim. Ve sana aşık olduğum zamanki gibi özgür, tekrar aşık olabilirim…

Bir yanım tiksinir derecede senden nefret ederken, bir yanım sana hala yenik…
Çünkü bu sefer ağır yaralıyım, her an ölebilirim..
Ve sanırım,; aşığım ancak, çok değilim…

Benim yarım kadar bile cesaretin var mı sevmeye?

Sana bir hikaye anlatayım…

Köyün birinde bir Bilge adam, birde Cahil adam varmış. Cahil, Bilge’den hayli nefret eder, hiç başaramasa da her fırsatta küçük düşürmeye çalışırmış. Ancak bir gün köy meydanında bağırmış:
-Bilge’nin bilemeyeceği bir şey biliyorum !
Bunu duyan Bilge adam gelmiş, Cahil adam, parmakları kapalı, uzatmış elini ve sormuş, yakaladığı kelebeğin âkibetini:
-Bil bakalım; ölü mü? Diri mi?
Bilge adam cevap vermiş:
-O, senin elinde…

uzaktaki-sevgiliye-mektup

Uzaktaki Sevgiliye Mektup

Katran karası olur köy geceleri ve köpek ulumaları sarar bir vakit. Sonra sevgili, düşler başlar sürekli rüzgarlar gibi. Sürekli düşlediğin his edebileceğin kadar yakın olabilir ama uzaktır o hep. Düşler bunun köprüsü ve uçurumudur.

Bu gece katran karası köy gecesini köy deresiyle yıkamalı, isli bir tencereyi kalaylar gibi paklamalı.

Ay yüzünü asmalı dikili gökyüzüne.

Dikilip ay yüzünün gölgesine serin dağ ve vadi meltemlerinin esininde aşkların en şahanesini yaşamalı.

Şimdi sana özlem biriktiriyorum, sana hasret.

Gel desem ve içimde biriken o seni göster desem gelirmisin?

Sevgili, siyah geceden daha siyah zülüflerin sahibi, seni yüreğimin zulasına, aklımın sınır uçlarına, gözlerimin en uzak ufuk hattına gergef ettim.

Bil ki canımı acıtacak kadar uzak olmuş olman seni sevmemi engellemiyor, daha aşkla daha sevgiyle ve koşarak sana gelmeme yol oluyor. Sana gelmek ise yolların en patikası en şosesi. Ama aşk bu değil mi ki esasen, zor zamanlardan ışık bulup parçalamak umutsuzluğu ve sevdaya kucak açmak sonsuz mavi…

Aşk barutsa insan bedenindeki tüylerin altında, seni görmek o zaman ateştir. O ateşte yanmak için bütün yalınlığım, bütün sevdamla hazırım. Kapındayım.

Sevmek kolay değil biliyorum; ama yaşamda kolay olan bir tek şeyi söyleyebilirmisin bana velev ki ben zor olanı seçtim, zor olan her zaman çok sevgiyi tattıran değimlidir? Zaten zor yakışır benim bildiğim seven insana.

Şimdi güneşin doğuşunu kolay mı sanıyorsun sen: elbette çok yanık çıkar dünyaya çok doğarak çok ağır… Mükâfatı sımsıcak bir aydınlıktır sevgili, sımsıcak… Üşümeden, titremeden bir yeni aydınlık biçimidir güneşin doğuşu.

aşkta bu sıcaklık, göz kalbe düştüğünden beridir var!…

Kavli ne olursa olsun aşkın, belası da vardır elbet, belayı aşk etmekte seven yüreğin korkunç hırsında olmalıdır. Seven yürek fedaidir çünkü.

Ben hiç görmedim farz ediyorum seni, hiç görmedim çünkü yüreğimden çıkarıp bakmak istemedim sebep budur belki. Belki de senden uzanmaktı aşkların en yücesine ve en ulaşılmazına…

Benimkisi gözlerinde erişmekti sevdanın aklına. Sevdanın aklı ise sol memenin altında. Bir deli çığlığı gibi haykırmak istesem haykıracağım bil. Bir deli tavrıyla yahut ritmiyle yaşayacağım inan. Ben sevdayı böyle belledim zira…

bu mektupta hasretin umuda dönüşünü yazdım sevgili, umut yakamızdaki kir kadar yakın çünkü bize ancak elimizle silebileceğimiz kadar da basit biter elbette… Her şeye rağmen sen sevdayı tattırmaya devam edecesin bana ve bende sana mektuplarda insan kokusunun hikâyesini yazacağım ola ki bir gün duyduğunda nefesimi dudaklarında anlayasın ki bu hikâye yaşamayı hak ediyor.

İyi kal mutlu ol…